Menu

SepetimShopping Cart

DNAFit Blog

Omega-3 İhtiyacı

Posted 589 Days Ago in: Genetics, Nutrition

CategoriesTagsSearch

Omega-3 İhtiyacı

DNAFit beslenme raporumuzun en dikkat çeken bölümlerden bir tanesi genetik olarak omega-3 ihtiyacının belirlenmesidir.

İnsan vücudu yağ olmadan çalışmaz. Omega-3’te vücudumuz için gerekli olan ancak vücudumuz tarafından sentezlenemeyen esansiyel yağ asitlerindendir. Bu temel yağ asidi doymamış yağ sınıfındandır. Omega-3 içeren besinlerin diyetimizde yer alması gerekir. Aksi takdirde eksikliği ileride kronik hastalıklara yol açabilir.

Omega-3 ne işe yarar?

Omega-3, şeker hastalığına karşı koruyucu, damarların elastikiyetini sağlayarak tansiyonu önleyici, kansere karşı koruyucu, damar tıkanıklığını önleyici aynı zamanda kan sulandırıcı olması sebebiyle kalp krizini önleyici, kilo vermeye yardımcı, karın tipi yağlanmaya karşı koruyucudur. En önemlisi de bizim DNAFit raporumuzda yer alan antienflamatuvar özellikte olmasıdır.

EPA ve DHA en çok bilinen omega-3 tipleri olup antienflamatuar etkileri vardır. Ayrıca kas-iskelet sistemi ve bağışıklık sistemi üzerinde faydalı etkileri bulunmaktadır. Kemiklerde kalsiyum toplanmasına destek olarak güçlenmelerini sağlar, eklem iltihabı ve kıkırdağa zarar veren enzim aktivitesinin azaltılması sağlayarak eklemlerde hassasiyeti önler.

DNAFit raporunda Omega-3 ne anlama geliyor?

Antrenman ve egzersizler sonucu vücudumuz strese girer ve pro-enflamatuvar dediğimiz IL-6 ve TNF sitokinlerini üretmeye başlar. Hücrelerden üretilen bu sitokinler diğer hücreler için de sinyal molekülü olup vücutta enflamasyonu başlatırlar. Genetik olarak bu sitokinleri egzersiz sırasında ne derece ürettiğinizi bilerek ona göre antienflamatuvar destekli beslenmeye özen göstermek, vücudunuzu rahatlatıp, stresten koruyacaktır. Eğer enflamasyon baskılanmazsa DNA, hücre ve dokularda hasarlar meydana gelir. İşte tam olarak burada omega-3’ün enflamasyonu baskılayıcı rolü devreye girer. Omega-3 yağ asitleri, nitrik oksitin (NO) oluşlumunda yer alan enzimlerin sentezini uyararak antienflamatuvar etki yaratması açısından son derece önemlidir.

Omega-3 kaynakları

Kendi bünyelerinde omega-3 üreten canlılar sadece bitkiler ve deniz yosunlarıdır. Balıklarda bu kadar bulunmasının asıl nedeni denizlerde beslendikleri yosunlardan dolayıdır. En güçlü  omega-3 kaynakları; deniz ürünleri, özellikle yağlı balıklardır. Bir balık ne kadar soğuk ortamda büyüyüp gelişiyorsa ve ne kadar yağlıysa, omega-3 bakımından da o kadar zengindir. Bizim denizlerimizde yetişen balıklarımızda bol miktarda omega-3 vardır. Omega-3 hayvansal ve bitkisel kaynaklı alınabilir. Özellikle hayvansal gıdalardan uskumru, somon, sardalya, ton balığı, hamsi, lüfer ve alabalıklarımız omega-3 yönünden çok zengindir. Bitkisel olarak ise; keten tohumu yağı, kanola yağı, soya fasulyesi yağı, ceviz, balkabağı, ay çekirdeği, kenevir tohumu yağı, semizotu, yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagilleri örnek olarak verebiliriz.
 
Omega-3 tüketirken omega-6’yı düşürün!

Omega-6’da bizim için gerekli bir yağ asidi olmasıyla beraber omega-3 ile benzer görevleri vardır. Biz günlük beslenmemizde omega-6’yı ister istemez fazlaca tüketiyoruz.Bu iki yağ asidide aynı moleküle bağlanarak görevlerini yaptıklarından dolayı yarışırlar. Eğer omega-6 alımını azaltırsak omega-3 görevini daha rahat yapabilir. Omega-6 tüketimini azaltmanın yolu ise bitkisel yağları (mısır, ay çiçek yağı), margarinleri daha az yemekten geçiyor. Kızartmalara mümkünse hiç yaklaşılmamalı. Fırın işi, pastane işi besinlerde, hazır çorbalar ve fastfood gibi yiyeceklerde omega-6 yağlarının fazla miktarlarda bulunabileceğini unutmamak gerekiyor.

Tags:

omega-3 kalp sağlığı nutrigenetik sağlıklı beslenme


Other Articles

Posted 582 Days Ago in: Genetics, Nutrition

Düşük Yağlı Beslenme Tipi

Read More

Posted 573 Days Ago in: Genetics, Nutrition

Akdeniz Tipi Beslenme

Read More


Lloyds Business Awards BT Awards Flame Awards